Terapistinizde Aramanız Gereken Green Flagler
Bir terapiste giderken çoğunlukla ne aradığımızı tam olarak bilmeyiz. Deneyimli olsun, anlayışlı olsun, iyi hissettirsin deriz ama bunların ne anlama geldiğini nadiren somutlaştırırız. Bazen bir terapistle yıllarca çalışır, bir şeylerin eksik olduğunu hissederiz ama o eksiği tarif etmekte zorlanırız. Bazen de tam tersine, iyi bir terapistle çalıştığımızı ancak çok sonra fark ederiz, o sırada sadece rahatsız olduğumuzu, zorlandığımızı hissetmişizdir.
Bir terapötik ilişkinin işe yaraması için terapistin sempatik, sıcak ya da her söylediğimize başını sallayan biri olması gerekmez. Hatta bu özellikler bazen tam tersine, o ilişkinin yüzeysel kaldığının işareti olabilir. Aşağıdakiler bir terapistte gerçekten değerli olan şeylerin bir kısmını anlatıyor ve bunların büyük çoğunluğu ilk başta rahatsız edici hissettiriyor, hatta bazen yanlış bile geliyor.
1. Hemen cevap vermiyor, bizi kendi cevabımıza götürüyor.
Bir sorunla gittiğimizde içgüdüsel olarak bir yön bekliyoruz, şunu yap, böyle düşün, bence şu daha doğru gibi. Bu beklentimizi karşılamayan bir terapist başta yetersiz gibi hissettiriyor, neden bir şey söylemiyor diye düşünüyoruz, hatta bazen para verip burada ne yapıyorum diye soruyoruz kendimize.
Ama burada eğer bir terapist bize hazır cevaplar sunarsa, o ilişkide değişimi mümkün kılan güç kimin elinde olur? Cevabı veren kişinin. Ve bu, terapinin asıl işlevinden uzaklaşmak demektir, çünkü asıl iş bizim kendi cevabımıza ulaşmamızdır. Terapist bu süreçte bir rehber değil, o yolculuğun mümkün olduğu bir alan yaratandır. Doğru soruyu sormak, doğru cevabı vermekten çok daha zor ve çok daha değerli bir şeydir ve bunu yapabilen bir terapist, bizi kendi bilinçdışımızın bilgisine götürme kapasitesine sahiptir.
Cevap vermek yerine soru soran, ama o sorunun bizi kendimize daha yakın götürdüğü bir ilişki kurabiliyorsak, bu ciddi bir green flagtir.
2. Sessizliğe dayanabiliyor.
Seans odasında bazen bir şey söylemiyoruz, sadece oturuyoruz ve o sessizlik dayanılmaz hale geliyor. Çoğu terapist bu noktada bir şeyler soruyor, konuşmayı başlatmaya çalışıyor. Ve bu çoğu zaman terapistin kendi rahatsızlığını yönetme biçimidir o sessizliğe dayanamıyor, doldurmak zorunda hissediyor.
Oysa o sessizlikte çok şey olur. Henüz dile gelmemiş bir şey yüzeye çıkmak üzeredir, bir düşünce şekilleniyor, bir duygu kendine yer arıyor. Terapist o anda sözle müdahale ederse, o süreç yarıda kalır. Sessizliğe dayanabilen bir terapist ise o anda gerçekten bizimle birlikte kalabiliyor, bizi doldurmak zorunda hissettirmiyor ve o sessizliğin içinde ne olduğuna yer açıyor demektir. Bu küçük bir şey gibi görünebilir ama aslında çok ince bir kapasitedir ve terapistin kendi iç dünyasıyla olan ilişkisini doğrudan yansıtır.
3. "Kişiden kişiye değişir" ya da "duruma bağlı" diyor.
Bu cümleyi duyduğumuzda bazen sinir bozucu geliyor. Net bir şey söyle, evet mi hayır mı de, bence böyle mi değil mi diyoruz. Ve net cevaplar veren, her davranışa hızlıca bir isim koyan, bu narsistlik, bu bağlanma sorunu, bu travma diyen bir terapist başta daha güvenilir geliyor.
Ama insan davranışı siyah beyaz değildir. Benzer belirtiler çok farklı nedenlerden kaynaklanabilir ve bağlama, geçmiş yaşantılara, kişinin özgün yapısına göre çok şey değişir. Kolay etiketler bize bir anlık rahatlama sağlar ama o rahatlama çoğu zaman sınıflandırılmışlıktan gelir. İyi bir terapist bu kestirme yoldan gitmez, çünkü bir davranışı etiketlemek onu anlamakla aynı şey değildir.
4. Bazen bizi rahatsız eden bir şey söylüyor.
Seans odasından her zaman iyi hissederek çıkmıyoruz ve bu aslında iyi bir işarettir. İyi bir terapistle çalışmak bazen bir şeyleri yerinden oynatır, bazen duymak istemediğimiz bir şeyle yüzleştirir, bazen o saatlerce anlattığımız hikayeye farklı bir yerden baktırır ve bu ilk anda can sıkıcı, hatta kışkırtıcı bile gelebilir.
Yalnızca bizi rahatlatmak için konuşan, söylemesi gereken zor şeyleri söylemeyen, her anlattığımıza onaylayıcı bir sesle karşılık veren bir terapist aslında bize iyi hissettirmek için orada olan kişidir. Ama bu terapi değildir. Gerçek terapötik ilişki bazen zorlayıcıdır ve iyi bir terapist bunu söylemekten kaçınmaz, çünkü değişim her zaman konforlu bir yerden başlamaz. Seans sonrası zihnimizde bir şeylerin döndüğü, bir şeylerin yerinden oynamış hissettiği o anlar, çoğu zaman en verimli anlar olur.
Ancak rahatsız edici olmak ile sınır ihlal etmek aynı şey değildir. Bizi rahatsız eden şey bir içgörüye kapı açıyorsa yeşil bayrak, bizi küçük düşürüyor ya da manipüle ediyorsa kırmızı bayraktır.
5. Yetkinliğinin sınırını biliyor ve yönlendiriyor.
"Bu konuda sizi daha iyi çalışan birine yönlendirebilirim" cümlesini duyduğumuzda ilk hissettiğimiz şey genellikle bir hayal kırıklığıdır sanki terk ediliyormuşuz gibi, yeterince ilgi görmüyormuşuz gibi. Üstelik o terapiste güvenmeye başlamışsak, o ilişkiyi bırakmak düşüncesi bile zorlanmaya yeter.
Ama bu cümle aslında çok ciddi bir green flagtir. Yetkinliğinin dışına çıkmak yerine o alanda daha deneyimli birine yönlendiren bir terapist, bizim iyiliğimizi kendi çıkarının önünde tutuyordur. İyi bir terapist neyi bildiğini olduğu kadar neyi bilmediğini de bilir ve bu, klinik olgunluğun en net göstergelerinden biridir.
6. Sizi bir dosya olarak değil, bir özne olarak taşıyor.
Bir sonraki seansta geçen hafta söylediğimiz küçük bir şeyi hatırlıyor, üzerine bir şey getiriyor, o ayrıntıyı bugünkü konuşmayla ilişkilendiriyor. Bu küçük bir şeymiş gibi görünebilir ama aslında çok şey söyler terapist seans bitmeden sizi bırakmıyor, zihninde bir yerde taşıyor demektir.
Sizi gerçekten dinleyen, seanslarda söylediklerinizi birbirine bağlayan, zamanla sizin özgün yapınızı anlamaya çalışan bir terapist, her seferinde sıfırdan başlamaz. Ve bu sürekliliği hissetmek, o ilişkide güvenli hissedebilmenin temel koşullarından biridir.
7. Seans içinde ne olduğunu fark ediyor ve onunla çalışıyor.
Bazen seans odasında tuhaf bir şey oluyor terapiste anlaşılmadığımızı hissediyoruz, ya da tam tersine çok yakın hissedip sonra uzaklaşmak istiyoruz, ya da ona karşı beklenmedik bir öfke duyuyoruz. Bu hisler çoğu zaman bizi şaşırtıyor ve bunları söylemek yerine kenara koyuyoruz.
İyi bir terapist bu dinamikleri fark ediyor ve bunları malzeme olarak kullanabiliyor. Seans içinde bizimle olan ilişkide ne olduğunu görüyor, bunu konuşmaya açabiliyor ama bizi bunaltmıyor. Çünkü o ilişkide yaşanan şeyler, dışarıdaki ilişkilerde yaşadığımız şeylerin bir yansıması olabiliyor ve bu, terapinin en verimli çalışma alanlarından birini oluşturuyor.
8. Teoriye hapsolmuyor.
Bazı terapistler her şeyi bir çerçeveye sokmak ister bu bağlanma stili, bu savunma mekanizması, bu nesne ilişkisi. Ve bu çerçeveler bazen çok açıklayıcı, çok aydınlatıcı olabilir. Ama zamanla o çerçeve bizim yerimize konuşmaya başlarsa, terapist bizi değil teorisini görüyor demektir.
İyi bir terapist kavramları biliyor ama onlara hapsolmuyor. Her seansta sizin özgün yaşantınıza bakıyor, ne söylediğinizi gerçekten duyuyor ve bazen teorinin söylediklerinin dışına çıkabiliyor. Sizi bir vakaya değil, bir insana dönüştürüyor. Ve bu ayrım, o ilişkinin uzun vadede ne kadar işe yarayacağını büyük ölçüde belirliyor.
9. Terapinin bir gün biteceğini biliyor ve bunu hedefliyor.
İyi bir terapist, terapinin amacının kendisine olan ihtiyacı azaltmak olduğunu biliyor. Bağımsızlaşmamızı, kendi ayaklarımız üzerinde durmamızı, bir gün o kapıdan çıkıp geri dönmememizi hedefliyor. Bu yüzden her şeyi kendisi çözmüyor, bizim çözmemize alan açıyor. Her soruya cevap vermiyor, kendi sorularımızı bulmamıza yardım ediyor.
Buna karşın bazı terapötik ilişkiler zamanla bir bağımlılığa dönüşebiliyor terapist olmadan karar veremez hale geliyoruz, her zorlandığımızda oraya koşuyoruz, o ilişki hayatımızın merkezi haline geliyor. İyi bir terapist bu dinamiği fark ediyor ve ona izin vermiyor, çünkü asıl hedef bizim güçlenmemizdir, terapiste olan ihtiyacımızın artması değil.
İyi bir terapötik ilişkinin işe yaraması için terapistin bizimle her zaman hemfikir olması, bizi her zaman iyi hissettirmesi ya da her sorumuza cevap vermesi gerekmez. Bazen tam tersine, o ilişkideki sürtünme, o zorlayıcı an, o sessizlik… Bunlar terapinin en değerli anları olur. Bizi gerçekten dinleyen, kendi arzusunu değil bizim iyileşmemizi önceliklendiren, cevap vermek yerine alan açabilen bir terapist bulmak kolay değildir. Ama mümkündür ve bunlar, o ilişkide doğru yerde olduğumuzu anlamamıza yardımcı olabilir.